OFFRE D'UNE DURÉE LIMITÉE | Obtenez 3 mois à 0.99 $ par mois

14.95 $/mois par la suite. Des conditions s'appliquent.
Page de couverture de The Missing Ballot Box: Emir's Rise to Election Hero

The Missing Ballot Box: Emir's Rise to Election Hero

The Missing Ballot Box: Emir's Rise to Election Hero

Écouter gratuitement

Voir les détails du balado

À propos de cet audio

Fluent Fiction - Turkish: The Missing Ballot Box: Emir's Rise to Election Hero Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:fluentfiction.com/tr/episode/2026-01-17-08-38-20-tr Story Transcript:Tr: Soğuk bir kış günüydü.En: It was a cold winter day.Tr: İstanbul'da seçim zamanı gelmişti.En: The election time had come in İstanbul.Tr: İnsanlar kalın kabanlar ve atkılarla sandıklara akın ediyordu.En: People were flocking to the polls in thick coats and scarves.Tr: Seçim merkezi kalabalıktı.En: The election center was crowded.Tr: Havanın soğuduğu bu günlerde içerideki kahve kokusu herkesi ısıtıyordu.En: The scent of coffee inside was warming everyone on these cold days.Tr: Kapının hemen yanında Emir duruyordu.En: Emir was standing right next to the door.Tr: Gözleri sürekli etrafı tarıyordu.En: His eyes were constantly scanning the surroundings.Tr: Seçim gönüllüsüydü.En: He was an election volunteer.Tr: Dürüstlüğe ve demokrasiye inanıyordu.En: He believed in honesty and democracy.Tr: Kendini kanıtlamak istiyordu.En: He wanted to prove himself.Tr: Sabahın erken saatleriydi.En: It was early morning.Tr: Bir dedikodu yayılıyordu.En: A rumor was spreading.Tr: Bir oy sandığı kaybolmuştu.En: A ballot box had gone missing.Tr: Emir'in kalbi hızlı hızlı atmaya başladı.En: Emir's heart began to beat quickly.Tr: Böyle bir skandal insanların güvenini sarsabilirdi.En: Such a scandal could shake people's trust.Tr: "Acaba gerçek mi?"En: "Is it true?"Tr: diye düşündü.En: he thought.Tr: Hemen harekete geçti.En: He immediately sprang into action.Tr: Kemal ve Leyla diğer gönüllülerdi.En: Kemal and Leyla were the other volunteers.Tr: Onlarla konuştu.En: He talked to them.Tr: "Bir süreliğine ortadan kaybolmuştu," dedi Kemal.En: "It was missing for a while," said Kemal.Tr: Leyla ise, "Sonra ne oldu bilmiyoruz," diye ekledi.En: Leyla added, "We don't know what happened afterward."Tr: Emir kararlılıkla sandığı bulmaya karar verdi.En: Determinedly, Emir decided to find the box.Tr: Oyun içinde başka bir oyun mu vardı, yoksa basit bir hata mıydı?En: Was there another game within the game, or was it a simple mistake?Tr: Soruşturmasına başladı.En: He started his investigation.Tr: Diğer gönüllülerden bilgi aldı.En: He gathered information from the other volunteers.Tr: Kimsenin haberi yoktu.En: Nobody had any idea.Tr: Emir, depoyu kontrol etmeye karar verdi.En: Emir decided to check the storage room.Tr: Depoya gitti.En: He went to the storage.Tr: Kapıyı açtı.En: He opened the door.Tr: Rafların arkasına dikkatle baktı.En: He carefully looked behind the shelves.Tr: Birden gözüne bir hareketlilik çarptı.En: Suddenly, he noticed some movement.Tr: Arka tarafta birkaç malzeme yığılıydı ve arasında bir sandık kıpırdanıyor gibiydi.En: A few supplies were stacked in the back, and a ballot box seemed to be stirring among them.Tr: "Bu o mu?"En: "Is that it?"Tr: diye düşünerek yakınlaştı.En: he thought as he approached.Tr: Tam sandığın yanına geldiğinde, öğrencilerin spor botları ve temizlik malzemeleri arasında duran oy sandığını gördü.En: When he got right next to the box, he saw the ballot box sitting among students' sports shoes and cleaning supplies.Tr: Sandık oradaydı!En: The box was there!Tr: Emir sandığı bulmuştu.En: Emir had found the box.Tr: Bir temizlikçi malzemeleri yanlışlıkla yerinden oynatmıştı.En: A cleaner had accidentally moved the supplies around.Tr: Hemen sandığı geri taşıdı.En: He immediately carried the box back.Tr: Zavallı Emir, soğuk terler döküyordu ama artık rahattı.En: Poor Emir was sweating coldly, but he was relieved now.Tr: Sandık yerine konulduğunda, hava birden değişti.En: When the box was put back in place, the atmosphere suddenly changed.Tr: Herkes derin bir nefes aldı.En: Everyone took a deep breath.Tr: Emir artık sadece bir gönüllü değil, güvenilen bir lider olmuştu.En: Emir was no longer just a volunteer; he had become a trusted leader.Tr: Onun azmi ve dürüstlüğü oyların güvende kalmasını sağlamıştı.En: His determination and honesty had kept the votes safe.Tr: O gün, kar altında kalan İstanbul’un soğuk sokakları bile artık daha sıcak geliyordu.En: Even the cold streets of İstanbul blanketed in snow seemed warmer now.Tr: İyi iş çıkarmıştı.En: He had done a good job.Tr: Artık Emir kimsenin gözünde bir acemi değildi.En: Emir was no longer a novice in anyone's eyes.Tr: Kendi gözüyle baktığında bile yeteneklerini daha iyi görüyordu.En: Even when he looked at himself, he could see his abilities more clearly.Tr: Demokrasiye duyduğu inanç, cesaretiyle birleştiğinde çok şey başarabileceğini anlamıştı.En: He realized that when combined with his courage, his belief in democracy meant he could achieve great things.Tr: Bugün yaşadığı tecrübe, onun adını temiz ve saygın bir yerde ...
Pas encore de commentaire