Page de couverture de Soaring Above Troubles: A Sibling's High-Flying Bond

Soaring Above Troubles: A Sibling's High-Flying Bond

Soaring Above Troubles: A Sibling's High-Flying Bond

Écouter gratuitement

Voir les détails du balado

À propos de cet audio

Fluent Fiction - Turkish: Soaring Above Troubles: A Sibling's High-Flying Bond Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:fluentfiction.com/tr/episode/2026-02-09-08-38-20-tr Story Transcript:Tr: Kışın soğuk bir sabahıydı.En: It was a cold winter morning.Tr: Gökyüzü gri, yerler beyazdı.En: The sky was gray, and the ground was white.Tr: Emre ve Leyla, ablaları ve amcalarıyla birlikte Kapadokya'daydılar.En: Emre and Leyla were in Kapadokya with their older sister and uncle.Tr: Her şey çok güzel görünüyordu ama Emre'nin içi pek rahat değildi.En: Everything looked beautiful, but Emre wasn't feeling at ease.Tr: Ailedeki gerginlik, karla kaplı bu büyülü manzarayı bile karartıyordu.En: The tension in the family cast a shadow on this magical snow-covered landscape.Tr: Emre, büyük kardeş olarak Leyla'yı korumak istiyordu.En: Emre wanted to protect Leyla as the big brother.Tr: Anne ve babalarının boşanması onları üzmüştü.En: Their parents' divorce had saddened them.Tr: Leyla'nın keyif almasını istiyordu ama bitmek bilmeyen aile tartışmaları, tatilin üzerine gölge düşürüyordu.En: He wanted Leyla to enjoy herself, but the endless family arguments were overshadowing the vacation.Tr: Emre, bir çıkış yolu arıyordu.En: Emre was searching for a way out.Tr: Kapadokya'nın en güzel taraflarından biri de sıcak hava balonlarıydı.En: One of the best aspects of Kapadokya was the hot air balloons.Tr: Emre kararını verdi.En: Emre made up his mind.Tr: Leyla’ya bir sürpriz yapacaktı.En: He would surprise Leyla.Tr: Otel lobisinde heyecanla beklediler.En: They waited excitedly in the hotel lobby.Tr: Gözleri parlayan Leyla, "Ne yapacağız, abi?" diye sordu.En: Leyla, with sparkling eyes, asked, "What will we do, brother?"Tr: Az sonra sıcak hava balonuna bindiler.En: Soon, they boarded a hot air balloon.Tr: Yavaşça yerden yükseldiler, aşağıdaki tuhaf kaya oluşumları ve beyaz örtülü vadiler gökyüzüne doğru yayıldı.En: Slowly, they rose from the ground, and the strange rock formations below and the white-covered valleys spread out toward the sky.Tr: Leyla büyülenmiş gibiydi.En: Leyla seemed enchanted.Tr: "Abi, buradan her şey ne kadar farklı görünüyor," dedi.En: "Brother, everything looks so different from here," she said.Tr: Gökyüzünde süzülürken Emre konuşmaya başladı.En: As they soared in the sky, Emre began to speak.Tr: "Leyla, her şeyin yoluna gireceğini umuyorum. Ama bazen yüküm fazla ağır geliyor."En: "Leyla, I hope everything will be okay. But sometimes the burden feels too heavy."Tr: Leyla, abisine dönüp, "Seninle her şey kolaylaşıyor. Birlikte halledeceğiz, değil mi?" dedi.En: Leyla turned to her brother and said, "Everything becomes easier with you. We'll handle it together, won't we?"Tr: O anda Emre, yalnız olmadığını anladı.En: At that moment, Emre realized he wasn't alone.Tr: Leyla da onun kadar güçlüydü.En: Leyla was as strong as he was.Tr: Yükü omuzlarında hafifledi.En: The load on his shoulders lightened.Tr: Yavaşça aşağı inerken, karar verdiler.En: As they slowly descended, they made a decision.Tr: Ailelerinin sorunları ne kadar büyük olsa da, birlikte göğüs gereceklerdi.En: No matter how big their family's problems were, they would face them together.Tr: Balon yere değdiğinde, Emre ve Leyla'nın yüzünde yeni bir umut vardı.En: When the balloon touched the ground, there was a new hope on Emre and Leyla's faces.Tr: Artık ailelerinin sorunlarına birlikte karşı koymaya hazırdılar.En: They were now ready to tackle their family's issues together.Tr: Kapadokya'nın beyaz manzarası, onlar için yepyeni bir başlangıca tanıklık etmişti.En: The white landscape of Kapadokya had witnessed a brand-new beginning for them. Vocabulary Words:tension: gerginlikdivorce: boşanmaarguments: tartışmalaraspect: tarafenchanted: büyülenmişburden: yüktackle: karşı koymaklandscape: manzaraprotect: korumakwitnessed: tanıklık etmekdescent: inişvalleys: vadilerformations: oluşumlargloom: karanlıkease: rahatcast: düşürmeksurprise: sürprizplotted: planlamakanxiously: endişeylesparkling: parlayansoar: süzülmekslowly: yavaşçadestination: varış yerihover: kalmakdesperately: çaresizceawestruck: hayrete düşmüşrelief: rahatlamastrength: güçtether: halatla sabitlemeksynchronicity: eşzamanlılık
Pas encore de commentaire