Page de couverture de Love Unfolds at İstanbul's Iconic Tower: A Valentine's Tale

Love Unfolds at İstanbul's Iconic Tower: A Valentine's Tale

Love Unfolds at İstanbul's Iconic Tower: A Valentine's Tale

Écouter gratuitement

Voir les détails du balado

À propos de cet audio

Fluent Fiction - Turkish: Love Unfolds at İstanbul's Iconic Tower: A Valentine's Tale Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:fluentfiction.com/tr/episode/2026-02-09-23-34-02-tr Story Transcript:Tr: Kış mevsiminin serin rüzgarları İstanbul'u sardığında, Emir, Yasemin ve Zehra, İstanbul'un büyüleyici atmosferinde bir tatil için heyecanla toplanmışlardı.En: When the cool winds of winter enveloped İstanbul, Emir, Yasemin, and Zehra gathered excitedly for a vacation, enchanted by the magical atmosphere of İstanbul.Tr: Aralık ayının soğuğu, taze bir enerjiyle heyecanlarını artırıyor, her şeyin mümkün olabileceği yeni bir macera sunuyordu.En: The cold of December, infused with fresh energy, heightened their excitement, offering a new adventure where anything seemed possible.Tr: Özellikle de bugün, Sevgililer Günü'ydü ve İstanbul'un en romantik simgelerinden biri olan Kız Kulesi'nde planlanmış bir gezi vardı.En: Especially today, as it was Valentine's Day, and a trip to one of İstanbul's most romantic landmarks, the Kız Kulesi, had been planned.Tr: Emir, bu tatil boyunca Yasemin'e olan duyduğu derin hisleri açıklamanın doğru anını arıyordu.En: Throughout this vacation, Emir was searching for the right moment to express the deep feelings he had for Yasemin.Tr: Her zaman Yasemin'le arkadaş olarak mutlu olduklarını düşünmüştü, ama zamanla duygularının bir arkadaşlıktan daha öteye geçtiğini fark etti.En: He had always thought they were happy as friends, but over time, he realized his feelings had gone beyond friendship.Tr: Ancak Yasemin, her zaman yeni maceralara odağını vermişti ve Emir, bu duygularını açığa vurarak değerli arkadaşlıklarını riske atmaktan korkuyordu.En: However, Yasemin always seemed focused on new adventures, and Emir was afraid to reveal his feelings and risk their valuable friendship.Tr: Zehra ise, arkadaşlarının birbirlerine olan ilgisini fark etmişti ve tatil boyunca ince planlar yapıyordu.En: As for Zehra, she had noticed the interest her friends had in each other and was quietly making plans throughout the vacation.Tr: Bugün Kız Kulesi'ne yapılacak geziyi, Emir için bir fırsat olarak görüyordu.En: She saw today's trip to Kız Kulesi as an opportunity for Emir.Tr: Gizlice Emir'i cesaretlendirerek, Yasemin ile baş başa kalabileceği bir an yaratmayı planlıyordu.En: She planned to secretly encourage Emir, creating a moment where he could be alone with Yasemin.Tr: Kız Kulesi, Boğaz'ın masalsı sularında, tarih kokan ihtişamıyla onları karşıladığında, Yasemin hayranlıkla etrafı izliyordu.En: When they arrived at the Kız Kulesi, meeting them with its historical grandeur amidst the fairy-tale waters of the Bosphorus, Yasemin watched in admiration.Tr: Soğuk kış rüzgarı biraz üşütse de, denizin ortasında yükselen bu tarihi kule, tüm harikasıyla Yasemin'in dikkatini çekmişti.En: Although the cold winter wind was a bit chilling, this historic tower rising in the middle of the sea captivated Yasemin's attention with all its marvel.Tr: Zehra, ince bir hareketle Emir'e yaklaştı ve ona anlayışlı bir bakış attı.En: Zehra approached Emir with a subtle gesture and gave him an understanding look.Tr: Emir, içinde açılan cesaret kapısını kullanarak Yasemin'i sessizce kuleye çıkarmaya ikna etti.En: Using the courage that had opened within him, Emir quietly persuaded Yasemin to accompany him to the top of the tower.Tr: İkilinin, Kule'nin tepesindeki balkonundan İstanbul'un ışıl ışıl manzarası karşısında durmasıyla, Emir'in içindeki heyecan dindirilmesi gereken bir fırtınaya dönüşmüştü.En: As the two stood on the balcony above, overlooking the sparkling view of İstanbul, the excitement within Emir transformed into a storm that needed to be calmed.Tr: Hafif bir titreme hissettiği anda, Emir konuşmaya başladı.En: Feeling a slight tremor, Emir began to speak.Tr: "Yasemin," dedi, sesi Boğaz'ın sonsuz yankısında kaybolmadı.En: "Yasemin," he said, his voice not lost in the endless echo of the Bosphorus.Tr: "Bu gezi...En: "This trip...Tr: Bu tatil... Sen benim için daha fazlasını ifade ediyorsun.En: This vacation... You mean so much more to me.Tr: Bunu bilmeni istedim.En: I wanted you to know that.Tr: Seni her zaman sevdim."En: I've always loved you."Tr: Yasemin, gözlerinde şaşkınlık ve tatlı bir hisle Emir'e baktı.En: Yasemin looked at Emir with surprise and a sweet emotion in her eyes.Tr: Emir'in itirafı, Kız Kulesi'nin o peri masalı gibi atmosferinde karşı konulmazdı.En: Emir's confession, in the fairy-tale-like atmosphere of the Kız Kulesi, was irresistible.Tr: "Emir," dedi nazikçe, "bunu hiç düşünmemiştim.En: "Emir," she said gently, "I never thought of it.Tr: Ama senin cesaretin ve dürüstlüğün, sanırım, denemeye değer."En: But your courage and honesty, I suppose, are worth trying."Tr: Emir o...
Pas encore de commentaire