Page de couverture de Breaking Chains: Selin's Stand Against Tradition

Breaking Chains: Selin's Stand Against Tradition

Breaking Chains: Selin's Stand Against Tradition

Écouter gratuitement

Voir les détails du balado

À propos de cet audio

Fluent Fiction - Turkish: Breaking Chains: Selin's Stand Against Tradition Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:fluentfiction.com/tr/episode/2026-02-28-08-38-20-tr Story Transcript:Tr: Kış soğukları hissedilmeye başlamıştı.En: The winter chill had started to be felt.Tr: Yağmurlu ve rüzgârlı bir aralık akşamında, Yeşilköy’den geçen dar ve kıvrımlı yolda bir ailenin yaşlı konağı beliriyordu.En: On a rainy and windy December evening, the old mansion of a family appeared on the narrow and winding road passing through Yeşilköy.Tr: Karın ince bir katmanla kapladığı bu yer, yıllık aile toplantısına ev sahipliği yapıyordu.En: This place, covered with a thin layer of snow, was hosting the annual family gathering.Tr: İçerideki atmosfer, dışarıdaki soğuktan farklı değildi.En: The atmosphere inside was no different from the cold outside.Tr: Sıcacık şöminenin karşısında oturan akrabalar arasında duygu ve düşünceler solgun bir kar gibi yavaşça dağılıyordu.En: Among the relatives sitting in front of the warm fireplace, emotions and thoughts were slowly dispersing like a pale snow.Tr: Selin, konak kapısından içeri girerken kısa bir oh çekti.En: Selin sighed briefly as she entered through the mansion door.Tr: Tüm zorunluluklara rağmen burada olmayı hiç istemiyordu.En: Despite all obligations, she really didn't want to be here.Tr: Düşünceleriyle boğuşurken, kalabalık arasında Burak onu karşıladı.En: While wrestling with her thoughts, Burak greeted her amidst the crowd.Tr: Burak, Selin'in ağabeyi olup geleneklerine sıkı sıkıya bağlıydı.En: Burak, Selin's brother, was deeply attached to their traditions.Tr: Her sene bu aile toplantısını düzenler, herkesin buna katılmasını sağlardı.En: Every year, he organized this family gathering and ensured that everyone participated.Tr: Ancak Selin için bu toplantılar, baskılarla dolu bir yük gibi hissettiriyordu.En: However, for Selin, these gatherings felt like a burden full of pressures.Tr: Selin, geniş salondaki kalabalıkta kendine bir sığınak ararken, birden Kemal’le göz göze geldi.En: As Selin searched for a sanctuary among the crowd in the large hall, she suddenly made eye contact with Kemal.Tr: Uzaktan akrabasıydı ama her zaman bu tür aile etkinliklerinde karşılaşırlar, kısa sohbetlerle zaman geçirirlerdi.En: He was a distant relative, but they always met at such family events and spent time with brief conversations.Tr: Kemal, çekici ve rahat tavırlarıyla daha ilk anda dikkat çekerdi.En: Kemal, with his attractive and easy-going manner, immediately drew attention from the very first moment.Tr: Aralarındaki kısa çekim, yıldırımlar kadar ani ve belirgindi.En: The brief attraction between them was as sudden and clear as lightning.Tr: Ancak Selin için bu duygular, ailesinin beklentileri ve Burak'ın kuralcılığı arasında kaybolan bir rüzgar misaliydi.En: However, for Selin, these feelings were like a wind lost among her family's expectations and Burak's strictness.Tr: Toplantının ortalarına doğru gerginlik had safhaya ulaştı.En: Towards the middle of the gathering, the tension reached its peak.Tr: Herkes masanın etrafına toplanmış, anlamsız sohbetlerin içinde kaybolmuşken, Selin nihayet sesini yükseltti.En: While everyone was gathered around the table, lost in meaningless conversations, Selin finally raised her voice.Tr: "Yeter artık!"En: "Enough already!"Tr: dedi yüksek sesle.En: she said loudly.Tr: Ortam bir anda sessizleşmişti.En: The room suddenly fell silent.Tr: Herkes şaşkınlıkla Selin'e bakıyordu.En: Everyone was looking at Selin in surprise.Tr: "Kendi hayatımı yaşamak istiyorum.En: "I want to live my own life.Tr: Biliyorum, bizim gelenekler önemli ama ben farklı olmak istiyorum," dedi Selin tüm cesaretiyle.En: I know our traditions are important, but I want to be different," she said with all her courage.Tr: Burak'a döndü.En: She turned to Burak.Tr: "Kemal bana aslında nasıl özgür olunacağını öğretti."En: "Kemal actually taught me how to be free."Tr: Kemal gözleriyle Selin'e destek verdi ve yanında durdu.En: Kemal gave her support with his eyes and stood by her side.Tr: "Biz sadece kalıpların içinde yaşamak zorunda değiliz," diye ekledi Kemal.En: "We don't have to live within the confines," added Kemal.Tr: Bu şaşırtıcı açıklama aileyi şok etmişti ama yavaş yavaş Selin'in duygularının ardındaki ağırlığı anlamaya başladılar.En: This surprising statement shocked the family, but gradually, they began to understand the weight behind Selin's feelings.Tr: Bu çıkışmanın ardından Selin, kışın soğuk yüzünü kapının dışında bırakmış, konağın içinde yeni bir sıcaklık yaratmıştı.En: After this outburst, Selin left the cold face of winter at the door, creating a new warmth inside the mansion.Tr: Artık kendi kararlarını alma ...
Pas encore de commentaire