Page de couverture de Spices & Destiny: An İstanbul Bazaar Tale

Spices & Destiny: An İstanbul Bazaar Tale

Spices & Destiny: An İstanbul Bazaar Tale

Écouter gratuitement

Voir les détails du balado

À propos de cet audio

Fluent Fiction - Turkish: Spices & Destiny: An İstanbul Bazaar Tale Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:fluentfiction.com/tr/episode/2026-02-12-23-34-02-tr Story Transcript:Tr: İstanbul'un kapalı çarşıları, her zaman binbir çeşit hikayeler barındırır içinde.En: The covered bazaars of İstanbul always contain a thousand and one stories within them.Tr: Kışın soğuk bir gününde, Mısır Çarşısı bu hikayelere bir yenisini daha kattı.En: On a cold winter's day, the Mısır Çarşısı added one more story to its collection.Tr: Eylül, İstanbul'a varır varmaz soluğu Mısır Çarşısı'nda aldı.En: Upon arriving in İstanbul, Eylül immediately headed to the Mısır Çarşısı.Tr: Antep fıstığının, tarçının ve sumak kokusunun birbirine karıştığı çarşıda kaybolmuş, ne tarafa gideceğini bilmiyordu.En: Lost among the aromas of pistachios, cinnamon, and sumac mingling in the bazaar, she didn't know which way to go.Tr: Renk renk baharatlar ve bağıran satıcılar arasında kaybolmak işten bile değildi.En: Getting lost among the colorful spices and shouting vendors was all too easy.Tr: Eylül, baştan çıkarıcı kokuların peşinden gitmiş, ama aradığı dükkanı bulamamıştı.En: Following the enticing scents, Eylül couldn't find the shop she was searching for.Tr: İşte tam bu sırada, Metin ile karşılaştı.En: Just then, she encountered Metin.Tr: Metin, İstanbul'da yerel bir gazete için çalışan meraklı bir gazeteciydi.En: Metin was a curious journalist working for a local newspaper in İstanbul.Tr: "Eğer Zeynep'in dükkanını arıyorsan, doğru yerdesin," diye seslendi Metin, Eylül'ün yüzündeki huzursuzluğu fark ederek.En: "If you're looking for Zeynep's shop, you're in the right place," called out Metin, noticing the unease on Eylül's face.Tr: Eylül şaşırdı ama aynı zamanda rahatladı. "Evet, aslında Zeynep ile konuşmak istiyordum."En: Eylül was surprised but also relieved. "Yes, actually, I wanted to talk to Zeynep."Tr: Metin ve Eylül birlikte Zeynep'in tezgahına gidene kadar çarşının kalabalık, renkli dünyasında kısa ama samimi bir yolculuk yaptılar.En: Until they reached Zeynep's stall together, Metin and Eylül shared a short but sincere journey through the bustling and colorful world of the bazaar.Tr: İkisi de bu hareketli ortamda, farklı amaçlar peşinde koşuyorlardı.En: Both were in this busy environment pursuing different goals.Tr: Eylül, mutfağına yeni lezzetler katmak istiyordu. Metin ise etkileyici bir hikaye arayışındaydı.En: Eylül wanted to add new flavors to her kitchen, while Metin was in search of an inspiring story.Tr: Nihayet Zeynep'in tezgahına ulaştıklarında, Zeynep onları kocaman bir gülümsemeyle karşıladı.En: When they finally reached Zeynep's stall, Zeynep greeted them with a big smile.Tr: "Eylül, hoş geldin! Metin, seni yeniden görmek ne güzel!" dedi.En: "Eylül, welcome! Metin, it's great to see you again!" she said.Tr: Zeynep, hem Eylül'ün hem de Metin'in dünyasında önemli bir yere sahipti.En: Zeynep held an important place in both Eylül and Metin's worlds.Tr: Usta bir baharatçıydı ve her iki genç için de bir köprü görevindeydi.En: She was a master spice vendor and served as a bridge for both young seekers.Tr: Zeynep, Eylül'e özlediği ve çocukluğundan hatırladığı bir baharattan bahsetti.En: Zeynep spoke of a spice that Eylül longed for and remembered from her childhood.Tr: Bu baharat, Eylül'ün kalbinde unutulmuş bir kapıyı araladı.En: This spice unlocked a forgotten door in Eylül's heart.Tr: "Bu, tam da pastamdaki eksik lezzet," diye düşünerek heyecanlandı.En: "This is exactly the missing flavor in my pastry," she thought, feeling excited.Tr: Metin ise bu anın ne kadar önemli olduğunun farkındaydı.En: Metin realized how significant this moment was.Tr: Kaleminin ucunda harika bir hikaye filizleniyordu.En: A wonderful story was budding at the tip of his pen.Tr: Eylül, Zeynep'in baharatlarından ilham alarak ve Metin'in samimi sohbetlerinden kuvvet bularak, hedeflerine ulaştı.En: Drawing inspiration from Zeynep's spices and finding strength in Metin's sincere conversations, Eylül achieved her goals.Tr: Metin, gazetesinde harika bir yazı kaleme aldı.En: Metin wrote a fantastic article for his newspaper.Tr: Eylül de menüsüne, Zeynep'in baharatlarından aldığı ilhamla yenilikler kattı.En: Eylül added innovations to her menu, inspired by Zeynep's spices.Tr: Çarşıdan ayrılırken, ikisi de yüzlerinde bir gülümsemeyle birbirlerine baktılar.En: As they left the bazaar, they looked at each other with smiles on their faces.Tr: "Yeniden görüşelim," dedi Eylül.En: "Let's meet again," said Eylül.Tr: "Kesinlikle," diye cevapladı Metin, bu karşılaşmanın sadece başlangıç olduğunu hissetti.En: "Absolutely," replied Metin, feeling that this encounter was only a beginning.Tr: Öyle ki, ...
Pas encore de commentaire